Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’ne Yakından Bakış

| Tarih 19/09/2012 | Kategori : Haberler,Yenilenebilir Enerji Habeleri

Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’ne göre Türkiye’de yenilenebilir kaynakların, elektrik enerjisi üretimi içindeki payının 2023 yılında en az yüzde 30’lar düzeyine çıkması planlanıyor. Yenilenebilir kaynaklar için belirlenen hedeflere göz atarsak, hidroelektrik alanında değerlendirilebilecek tüm kaynakların 2023 yılına kadar tamamının elektrik üretiminde kullanılması amaçlanıyor. Rüzgar enerjisinin de 20 bin MW’a çıkarılması belirlenirken, 600 MW’lık jeotermal potansiyelinin tümünün işletmeye girmesi isteniyor. Güneş enerjisinde de teknolojik gelişmeler ışığında üretimin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Çevreye duyarlı sanayi üretiminin önem kazandığı günümüzde, yenilenebilir enerji kaynakları önemini her geçen gün arttırıyor. Yenilebilir enerji konusuna büyük önem veren Avrupa Birliği (AB) Komisyonu da özellikle, rüzgar olmak üzere güneş, biyokütle ve hidrolik enerji gibi kaynakların kullanımının geliştirilmesini, ulusal politikalarının merkezine yerleştirdiği görülüyor. AB yüzde 6 seviyelerinde olan yenilenebilir enerji kaynaklı enerji tüketimini, 2012 yılı itibariyle iki katına çıkarmayı hedefliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın projeksiyonuna göre 2001-2030 yılları arasındaki dönemde yenilenebilir enerji kaynaklarına 10 trilyon dolarlık yatırım gerçekleşmesi tahmin ediliyor. OECD ülkeleri arasında yenilenebilir kaynakların enerji üretimindeki payının ise yüzde 25’e ulaşması hedeflenmekte.

Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’ne göre Türkiye’de yenilenebilir kaynakların, elektrik enerjisi üretimi içindeki payının 2023 yılında en az yüzde 30’lar düzeyine çıkması planlanıyor. Bu kaynakların devreye girmesi ile başta ithal kaynaklar olmak üzere fosil yakıtların payının azaltılması üzerinde dikkatle duruluyor. Yenilenebilir kaynaklar için belirlenen hedeflere kaynak bazında bakarsak, hidroelektrik alanında değerlendirilebilecek tüm kaynakların 2023 yılına kadar tamamının elektrik üretiminde kullanılması amaçlanıyor. Rüzgar enerjisinin de 20 bin MW’ye çıkarılması stratejisi belirlenirken, 600 MW’lık jeotermal potansiyelinin tümünün işletmeye girmesi hedefleniyor. Güneş enerjisine bakıldığında ise teknolojik gelişmeler doğrultusunda üretimin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bugün dünyada kullanılan elektrik enerjisinin yüzde 80’i yenilenemeyen kaynaklardan (kömür, doğalgaz, petrol ve uranyum) üretilmekte. Geri kalan bölüm ise yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmakta. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında hidrolik enerji yüzde 19’luk paya sahipken, güneş, rüzgar, biyokütle ve jeotermal kaynaklardan elde edilen enerjinin toplam payı ise yüzde 1 düzeyinde bulunuyor.  Günümüzde tüm yenilenebilir ve alternatif enerji kaynakları, enerji talebinin yüzde 2.5`lik bölümünü karşılamakta. Uluslararası Enerji Ajansı, 2015 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam talebin yüzde 3.3’ünü karşılamasını öngörmekte. Öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yapılanmasını sürdürüyor. Gerek kömür teknolojileriyle, gerek nükleer yatırımlarla alakalı, gerekse hidroelektrik santraller, rüzgar ve güneş gibi yatırımların birçok teknoloji uygulamalarını yakından takip eden Bakanlık, konuyla ilgili çalışmalarına hız verdiği görülüyor.

Dünyadaki talep artışının kaynaklarına göre dağılımına bakıldığında Türkiye`deki enerji yapılanması açısından da dikkati çeken rakamlar var. Bakanlık, önümüzdeki dönemde kullanımda doğalgazın yüzde 50, kömürün yüzde 30, nükleer enerjinin yüzde 61, hidroelektrik kaynakların yüzde 47, yenilenebilir enerji kaynaklarının ise yüzde 550 kat civarında artacağını öngörüyor. Bu konuda Bakanlık,  “Türkiye yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yapılanmasını sürdürecek. Gerek kömür teknolojileriyle, gerek nükleer yatırımlarla alakalı, gerekse hidroelektrik santraller, rüzgâr güneş gibi yatırımların birçok teknoloji uygulamalarını göreceğiz. Sivil toplum örgütlerine aynı zamanda kamu kurum ve kuruluşlarının yanında düşen önemli bir görev var. Bir kısım iyi niyetli vatandaşların yanında spekülatif şekilde yerli kaynaklarımıza müdahale edenlere karşı sivil toplum örgütleri gücünü kullanmak durumundadırlar” tespitleriyle yenilebilir enerjiye verdiği önemi ortaya koyuyor.

Belgenin tam metnine sitemizden erişebilirsiniz.

Onur Enerji