Gezegenin Geleceği Üzerine – COP21

| Tarih 03/12/2015 | Kategori : Enerji Verimliliği,Genel,Yenilenebilir Enerji Habeleri
Sera gazları Dünya'ya Güneş'ten gelen enerjinin atmosferde tekrar yerküreye yansıyarak ortalama sıcaklıkların daha da artmasına neden oluyor.

Sera gazları Dünya’ya Güneş’ten gelen enerjinin atmosferde tekrar yerküreye yansıyarak ortalama sıcaklıkların daha da artmasına neden oluyor.

Dünya Liderleri İklim Değişikliği Zirvesi için Toplandı

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Birleşmiş Milletler 21. İklim Değişikliği Konferansı’nı “gezegenin geleceği” üzerine gerçekleştiğini söyleyerek açtı. ABD, Rusya, Çin, Türkiye gibi 150’den fazla ülkenin devlet başkanı seviyesinde katıldığı konferans 6 yıl önce de yapılmış ancak ortak bir zeminde anlaşma sağlanamamıştı.

Kömür, petrol, doğal gaz gibi fosil yakıtların tüketimiyle oluşan, 18. yüzyıldan itibaren sanayi devrimiyle artan, karbondioksit ve diğer sera gazlarının salımının Dünya iklimine yaptığı etki 0,7°C bir sıcaklık artışı olarak görülüyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP21)’nın amacı ise bu sıcaklık artışını 2°C tutmak. Ancak delegelerden gelen öneriler sadece 3 derecelik bir artış sınırında kalıyor.

Enerji sektörü sera gazı salımında en çok paya sahip

Enerji sektörü sera gazı salımında en çok paya sahip

Yaşanabilir Dünya için Çevreci Politikalar Zorunlu

Sera gazları (Karbondioksit, Metan, Soğutucu Gazlar, Azotoksitler vb.), Güneş’ten gelen ısının Dünya tarafından daha çok emilmesine neden oluyor ve bu ortalama sıcaklıkları arttırıyor. Bu sıkılaştırmalar uygulanmadığı ve sera gazı politikaları değişmediği takdirde 2001 yılında yayımlanan BM Çevre Raporu’na göre 21. Yüzyılda, ortalama hava sıcaklığının 1.4 °C ile 5.3 °C arasında artacağı, buzulların erimesiyle denizlerin 8 ila 88 cm kadar yükseleceği, uzun vadede dünyanın fiziksel yapısında geri dönüşümü olmayan değişiklikler ortaya çıkacağı, Afrika’da, tarım rekoltesinin düşeceği, ortalama yıllık yağış miktarının azalacağı, su sıkıntısı görüleceği, Asya’da, kurak ve tropik bölgelerde yüksek sıcaklıklar, seller ve toprak bozulması, kuzey bölgelerde ise tarım rekoltesinde artış görüleceği, tropik kasırgaların artacağı, Avrupa’da, güney bölgelerinin kuraklığa eğilimli hale geleceği, Alp Dağları buzullarının yarısının 21. Yüzyılın sonunda yok olacağı ve tarım rekoltesinin azalacağı, Latin Amerika’da kuraklık olacağı, sellerin çok sık tekrarlanacağı, tarım rekoltesinin azalacağı, sıtma ve koleranın artacağı, Kuzey Amerika’da, özellikle Florida ve Atlantik kıyılarında deniz seviyesinin yükseleceği, büyük dalgaların oluşacağı ve sellerin görülebileceği, sıtma ve ateşli humma gibi hastalıkların artacağı, sıcaklık ve nem artışıyla beraber ölüm oranının artacağı gibi öngörülere yer verilmekte ve dünyanın bilinmezlerle dolu bir geleceğe doğru yol aldığı belirtiliyor.

Yıllar içindeki sera gazı salımı artışlarında enerji ve endüstriyel işletmelerin payının arttığı görülüyor.

Türkiye Karbon Elektrik Üretiyor

Türkiye’de 2012 yılı kişi başı emisyon miktarı 5,9 ton/kişi olarak hesaplanırken bu sayılarla Türkiye sera gazı salımında OECD miktarlarının altında yer alıyor. Türkiye sera gazı salımının %70’ini enerji üretimi için ayırırken Amerika Birleşik Devletleri’nde bu oran %31. Enerji sektörü yoğunluklu bu oranlar Türkiye için yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımların artması ve enerji verimliliği çalışmalarıyla sera gazı salımı miktarının daha kolay düşürülebileceği anlamına geliyor.

usa-enerji-karbon-salimi

ABD’nin karbon emisyonunun üçte birine enerji üretimi neden olduğu görülüyor. Türkiye’de bu oran iki katından daha fazla

 

Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanında çalışmalarınızı arttırmak, sürdürülebilir dünya için çözümlere ulaşmak için Onur Enerji ile iletişime geçebilirsiniz.

Onur Enerji